Kişilik Testlerinin Önemi Kişisel gelişim kişilik testleri kendini tanıma kendini bilme
Neden Enneagram?
07/01/2018
Kişilik Testlerinin Önemi Kişisel gelişim kişilik testleri kendini tanıma kendini bilme
Depresyon
21/08/2018
Kişilik Testlerinin Önemi Kişisel gelişim kişilik testleri kendini tanıma kendini bilme

KİŞİLİK TESTLERİ NEDEN ÖNEMLİ?

Dahi bilim adamı Albert Einstein’ın kişilik hakkında dahiyane bir tespiti vardır.

“Kişi, olması gerektiğini düşündüğü kişiyi değil, olduğu kişiyi araştırmalıdır.”

Bunun niye olması gerektiğinin cevabını ise Konfüçyüs verir:

“Güçlü olan, zayıf yanını herkesten iyi bilendir; daha güçlü olan ise zayıf yanına hükmedebilendir”

Sokrates ise şöyle der:

“Kendini tanımak demek hayran hayran kendini seyretmek demek değildir. Onu arayıp bulmak demektir. Bu nedenle insanın hem ne olduğunu, hem de ne olması gerektiğini araştırmasıdır; nasıl düşüneceğini, nasıl yaşayacağını, nasıl mutlu olacağını kendine sormasıdır.”


Kişilik otomatik bir olgudur. Aynı sorunları tekrar tekrar yaratmayı sürdürmektedir. Güzel haber şu ki; farkındalık arttıkça otomatikleşme azalıyor ve kişiliğimizin işleyişinin farkına varırsak otomatik olayları önlemiş oluyoruz.

Anlayışımız derinleştikçe bu sefer başka şeylerin farkına varmaya başlarız: Kişiliğimizin aslında geçmişten ve özellikle çocukluğumuzdan gelen alışkanlıklar, derinlemesine yerleşmiş inançlar, savunma işleyişleri ve tepkiler birikimi olduğunu görürüz. Kısacası, kişiliğimiz geçmişin bir işleyişidir, bize bugüne kadar yardım etmiş ama artık sınırlamaları ortaya çıkmış bir işleyiş. Her birimiz kimlik yanılsaması içindeyiz, öz doğasını unutmuş ve kişiliği ile özdeşleşmiş bireyleriz. Kişiliğimizin savunmalarını ve onun sakladığı incinebilirliği keşfetmeliyiz. Böylece temel doğamızı, tinsel özümüzü, yeniden yaşayabilir ve gerçek kimliğimizi tanıyabiliriz.

Eğer tutum ve davranışlarımızın bizi feci sonuçlara itme eğilimi olmasaydı şöyle düşünebilirdik:

“Kendimi tanıyıp da ne olacak? Kendim veya tarzım hakkında bilgi edinmenin ne yararı olabilir?

Bunun yanıtı şudur:

Tutum ve davranışlarımızın her zaman bir sonucu vardır ve bunların bazıları yaşamımızı tümüyle etkiler.


Bu yüzden, kendimizi tanımak ve başkaları hakkında anlayış sahibi olmak büyük ölçüde önemlidir. Kendimizi tanımazsak felakete dönüşen seçimler yapabiliriz. Güdülerimizin farkında olmazsak ve davranışlarımızı kontrol edemezsek kendimize, eşimize, çocuklarımıza, arkadaşlarımıza, tanıdıklara ve hatta hiç tanımadığımız insanlara zarar verebiliriz.

Kişiliğimizin alışkanlıkları ve tepkileri, enerjimizi sandığımızdan fazla kullanıyor. Çoğumuz kişiliğimizin örüntülerinden vazgeçersek etkisiz ve durgun olacağımızı düşünürüz. Aslında tam tersi doğrudur. Salıvermek, gevşemek, anı yaşamak ve uyanık olmak çok büyük miktarda enerjiyi özgür bırakır ve düşündüğümüzden daha çok şeyin üstesinden gelmemizi sağlar.

Daha da ötesi, başkalarının kişiliği ile ilgili yerinde tanımlar yapamazsak derinden incinebilir ve kötü anlamda kullanılabiliriz. İnsanların kendilerini veya birbirlerini tanıyamama nedeniyle birçok evlilik acı deneyimlerle ve boşanma ile biter. Çoğu kez şu sözlere tanık olmuşuzdur: “Eşimin gerçekten böyle olduğunu bilseydim evlenir miydim!” veya kendimi tanımam gerektiğini yirmi yıl önce öğrenseydim yaşamım çok daha değişik olurdu…”

Ne yazık ki genelde kişiliğimiz ile uğraşıyor, düşlemler, kaygılar, tepkiler veya öznel anılarla vakit geçiriyoruz. Bu konulara yoğunlaştığımız zaman yaşanan anı yitiriyoruz. Dikkatimiz çevrede olan bitenden uzaklaşıp daralıyor, dar kaygılara veya tepkilere takılıyor ve böylelikle “uykuya dalıyoruz.”

Ya her daim değişmekte olan gerçeğin farkında olabilecek kadar ayık olabilseydik, işte o zaman istasyona yaklaşmakta olan tren vagonları gibi dürtülerimizi hissederdik. Yıkıcı dürtüleri uzaktan görüp bilinçli olarak takılıp takılmamaya karar verirdik. Ne olduğunu anlamadan otomatik olarak bir trene atlayıp istenmeyen bir yöne doğru sürüklenmeyi önlemek yaşamımızı nasıl değiştirirdi? Alışkanlıkların ve ufaltılmış bir bilincin sisi içinde yarım yamalak yaşamak yerine her anda var olabilseydik! Hemen tüm anlara sıkıcı, yorucu diye bakmak, kendimizi bu acı ve sıkıntıdan koruma ihtiyacını hissetmek yerine her ana bir hediye, müthiş değerli, biricik bir şey olarak bakabilseydik! Acaba nasıl bir yaşam sürüyor olurduk?

Gittikçe derinleşen bir farkındalık ile kendimize döndüğümüz zaman kişiliğimizin yapısını daha geniş bir açıdan görüyor ve yaşıyoruz. Böylece eski ve kendini yaralayıcı alışkanlıklarımız kendiliğinden gevşiyor ve bizi terk ediyor. Önemli olan bu yapıyı tam anlamıyla yaşayabilmektir; işte o zaman onlardan mucizevî bir şekilde kurtulabiliyoruz.

Kişiliğimiz ile özdeşleşmekten, benliğimizi desteklemeyen, onun arzularına boyun eğmeyen şeyleri ortadan kaldırmaktan vazgeçmezsek var olmamız sona erecek. Tükenmiş ve umutsuz benliğimizin ötesine geçip evrensel varlığın içimizdeki muhteşem varlığına ulaşamazsak doyumsuz kalacağız.

Kendini bilmenin gücü, kişiliğin sıradan tezahürlerini, yani zihnin göz ardı edilen alışkanlıklarını daha yüksek bir bilinç düzeyine kapılar açabilmesinde yatmakta. Eğer kişiliğimiz daha geniş bir bilince giden bir sıçrama tahtası ise, saplantılarımız hakkında sağlıklı bir anlayış geliştirmemizin de öncelikle iki yararı olacaktır. Birincisi, daha etkili ve mutlu bir yaşam; ikincisi ise kişiliğimizi bir yana bırakarak bilincin bir sonraki aşamasına yönelik gelişimin sağlanması.

Sizde eğer zayıf yanlarınıza hükmedebilmek için kendini bilmek, zihnen daha sağlıklı ve huzurlu olabilmek, daha mutlu bir yaşam ve tüm bunlarla beraber bilincinizin bir sonraki aşamasına yükselmek istiyorsanız, işe kişilik testlerimizi çözerek başlayabilirsiniz. Testlerin daha fazlası veya sonrası için bizimle irtibata geçerek, aslında hayatınızda ilk kez kendi gelişiminiz üzerinde çalışmaya başlayabilirsiniz.

En kabul görmüş iki kişilik testine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

 

Sezer Zeren

EN ÇOK BEĞENİLEN DİĞER TESTLERİMİZ

3 Comments

  1. Çiğdem dedi ki:

    Kendini bilen evreni bilir.

  2. Ece dedi ki:

    Kişilik testleri günümüzde hele ki iş hayatında daha önemli hale geldi.

Bir cevap yazın